İMECE EV İŞÇİLERİ SENDİKASI

Haklarımız

Ev işçisi kimdir?

Ev işçileri; temizlik, yemek, çocuk, yaşlı ve hasta bakımı ile bahçe işleri gibi görevleri, bir iş ilişkisi çerçevesinde ve ücret karşılığında yerine getiren kişilerdir. Bu çalışma biçimi tarihsel olarak oldukça eskiye dayanmasına rağmen, ev işçileri uzun yıllar boyunca çalışma yasalarının koruması dışında bırakılmıştır.

Ev işleri, cinsiyetçi iş bölümü nedeniyle çoğunlukla “kadın işi” olarak görülmüştür. Ev hizmetleri, kentli ve eğitimli kadınların işgücüne katılımının artmasıyla birlikte, kırlardan kentlere göç eden ve iş arayan yoksul kadınlar tarafından üstlenilmiş; böylece kadınlar arasında devredilen bir emek alanı haline gelmiştir. Kamusal bir hizmet olarak sunulmayan bu işler, piyasadan karşılanırken büyük ölçüde kayıt dışı ve güvencesiz biçimde sürdürülmüştür.

Ev İşçileri İş Yasası Kapsamında Mıdır?

Hayır. Ev işçileri, 4857 Sayılı İş Kanunu kapsamında açıkça istisna tutularak İş Kanunu’nun dışında bırakılmıştır. Ancak, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, ev hizmetlerinde çalışanlar yalnızca “ücretli ve sürekli” çalışmaları halinde sigorta kapsamına alınmaktadır. 

  • Bu durum, ev işçilerinin çalışma yaşamına ilişkin temel haklardan (iş güvencesi, çalışma süreleri, izinler vb.) yararlanamaması anlamına gelmekte ve ciddi bir eşitsizlik ve ayrımcılık yaratmaktadır.
  • Buna karşılık, ev işçilerinin sosyal güvenlik hakkı tamamen yok sayılmamış; ancak ilgili yasalar “koşullu” biçimde düzenlenmiştir. Bu yasa da çoğu zaman uygulamada yeterli düzenleme ve destek olmadığından kağıt üstünde kalmaya mahkum olmuştur. Öte yandan  kısmi süreli ve düzensiz çalışan ev işçileri  sosyal güvence dışında bırakılmıştır.

Sosyal güvenlikte 10 gün ayrımı

  • Ev hizmetlerinde “10 gün ayrımı”, 6552 sayılı Kanun ile 10 Eylül 2014 tarihinde kabul edilmiş, 1 Nisan 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. getirilmiştir.

Bu değişiklik ev işçilerinde hak kaybına neden olmuş, ayrımcılık yaratmıştır.  Bu değişikliğe göre:

  1. Ayda 10 gün ve daha fazla çalışanlar
  • 4/a (işçi statüsü) kapsamında sigortalı sayılırlar.
  • Uzun vadeli sigorta kolları (emeklilik) dahil haklara sahiptirler.
  • İşveren tarafından düzenli prim ödenmesi gerekir.
  1. Ayda 10 günden az çalışanlar
  • Sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamına alınırlar.
  • Emeklilik, sağlık ve tam sosyal güvence haklarından yararlanamazlar.
  • Düşük primle ancak sadece iş kazalarına karşı sigorta söz konusudur.

Ev İşçilerine Eşit Haklar İçin Acil Yasal Düzenleme Gerekiyor

Ev işçilerinin İş Kanunu ve iş sağlığı–güvenliği mevzuatı dışında bırakılması ile sosyal güvenlikte “10 gün” ayrımı getiren düzenlemeler, Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırıdır. Aynı işi yapanlar arasında yalnızca çalışma biçimine göre farklı haklar tanınması, hukuki eşitlik ve sosyal adaletle bağdaşmaz.

Bu durum ayrıca Uluslararası Çalışma Örgütü standartlarına ve özellikle ILO 189 Sayılı Sözleşme’de güvence altına alınan eşit muamele, insana yakışır iş ve sosyal güvenlik haklarına da aykırıdır.

Bu nedenle, ev işçilerinin istisna değil işçi olarak tanındığı, ayrımcılığın kaldırıldığı ve tüm ev işçileri için eşit hakların güvence altına alındığı bir yasal düzenleme acil bir gerekliliktir.

Ev İşçileri Neden Sosyal Güvenceden Yoksun ve Kayıt Dışı Kalıyor?

Ev İşçilerinin Sigortalanması Yeni Bir Zorunluluk mu?

  • Hayır. Ev işçilerinin sigortalanması yeni değildir; 1977’den bu yana belirli koşullarla sosyal güvenlik kapsamındadır.
  • Mevzuata göre “ücretli ve sürekli” çalışan ev işçileri için sigorta zorunludur.
  • Ancak “sürekli iş” kavramının uzun süre dar yorumlanması, haftada birkaç gün çalışan gündelikçilerin kapsam dışında kalmasına yol açmıştır.
  • Sonraki düzenlemeler, ay içinde düzenli çalışan (haftada 1 gün dahi olsa) ev işçilerinin kısmi süreli ama sürekli çalışan sayılması gerektiğini kabul etmiştir.
  • Bu nedenle bu şekilde çalışan ev işçileri için sigorta yapılması yasal bir yükümlülüktür.

Peki neden hâlâ güvencesizlik ve kayıt dışılık hakim çalışma biçimidir?

  • Ev hizmetlerinin özgün yapısı: İşin özel alanda (ev içinde) gerçekleşmesi denetimi zorlaştırmakta, iş ilişkisini görünmez kılmaktadır.
  • Cinsiyetçi yaklaşım: Ev işleri tarihsel olarak “kadın işi” ve “doğal görev” olarak görüldüğü için emek olarak değersizleştirilmektedir.
  • Ev işinin iş olarak görülmemesi: Toplumsal algıda ev işleri hâlâ “yardım” ya da “gündelik destek” olarak değerlendirilmekte, bu da sigortalılığı ikinci plana itmektedir.
  • “10 gün ayrımı” kaynaklı eşitsizlik:
    • Ayda 10 gün ve daha fazla çalışanlar daha geniş haklara sahipken,
    • 10 günden az çalışanlar yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası kapsamına alınmaktadır.
      Bu durum, emeklilik ve diğer sosyal haklara erişimi sınırlandırmaktadır.
  • Yasal düzenlemelerin parçalı yapısı: Ev işçileri İş Kanunu ve iş sağlığı–güvenliği mevzuatı dışında bırakılarak bütüncül bir korumadan mahrum kalmaktadır.
  • Uygulama zorlukları:
    • İşverenlerin çoğunlukla birey/ hane olması nedeniyle yükümlülüklerin bilinmemesi,
    • Bürokratik işlemlerin karmaşık algılanması,
    • Denetim mekanizmalarının sınırlı olması,
    • Yaptırımların caydırıcı olmaması.

Tüm bu nedenler bir araya geldiğinde, ev işçilerinin ağırlıklı olarak güvencesiz kaldığı eksik ya da tamamen güvencesiz bir sosyal koruma sistemi içinde kalmakta; bu durum kayıt dışılığı yapısal olarak üretmeye devam etmektedir.

Göçmen Ev İşçileri: Artan İhtiyaç, Derinleşen Güvencesizlik

Türkiye’de bakım emeğine olan ihtiyaç; yaşlanan nüfus ve kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği nedeniyle giderek büyümektedir. Özellikle yatılı bakım hizmetlerinde göçmen kadın emeğine talebin büyüdüğü görülmektedir.

Çocuk, yaşlı ve hasta bakımı alanında çalışan yatılı ev işçilerinin ağırlıklı olarak göçmen kadın işçiler oluşturmaktadır. Resmî verilere göre Türkiye İstatistik Kurumu ve ilgili kamu kurumlarının verileri, ev hizmetlerinde çalışanların büyük kısmının kayıt dışı olduğunu göstermektedir. Çalışma izniyle kayıtlı çalışan göçmen ev işçilerinin sayısı artmakla birlikte, gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğu ve yüz binlerle ifade edildiği bilinmektedir.

Göçmen ev işçileri, 4817 Sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun (güncel düzenlemelerle Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında) çerçevesinde yasal olarak çalışabilmektedir. Ancak uygulamada, ev işçilerinin çok büyük bölümü kayıt dışı ve güvencesiz koşullarda çalıştırılmaktadır.

Uluslararası Çalışma Standartları

Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 189 sayılı sözleşmesi, ev işçilerinin yok sayılan emeğini tanıyan ve insana yakışır çalışma hakkını güvence altına alan ev işçilerinin tarihsel bir kazanımıdır. 2011 yılında kabul edilen bu sözleşme, ev işçilerinin diğer tüm işçilerle eşit haklara sahip olduğunu açıkça ilan eder.

Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından kabul edilen ILO 189 Sayılı Sözleşme, ev işçilerinin:

  • Yazılı sözleşme ile çalıştırılmasını
  • Açık ve anlaşılır çalışma koşullarına sahip olmasını
  • Diğer işçilerle eşit haklara sahip olmasını öngörmektedir

Arjantin, Belçika, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Finlandiya, Almanya, İrlanda, İtalya, Jamaika, Mauritius, Meksika, Namibya, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, Filipinler, Portekiz, Güney Afrika, İspanya, İsveç, İsviçre, Uruguay’ın aralarında olduğu 40’ı aşkın ülkenin imzaladığı ILOC189 Türkiye tarafından hâlâ imzalanmamıştır.

Mevcut sorunlar

  • Ev işçilerinin büyük çoğunluğu hâlâ kayıt dışı çalışmaktadır
  • Mobil uygulamalar bir miktar kolaylaştırmış olsa da, sigorta sistemi karmaşık ve caydırıcıdır
  • 10 günden az çalışanlar hakları elinden alınmıştır, ayrımcılık görmektedir.
  • Ev işçileri İş Kanunu kapsamı dışında bırakılmaya devem edilmektedir.
  • Ev işçileri İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu dışında bırakılmıştr.
  • Denetimsizlik, bilgilendirme ve teşvike dayanmayan yaklaşım.
  • ILOC189’un imzalanması ve uygulanmasından kaçınma.

Taleplerimiz

  • Ev içi emeğin değeri kabul edilmelidir.
  • Ev işçilerinin sigortalanması için basit, anlaşılır ve erişilebilir bir sistem kurulmalı ve teşvik edilmelidir.
  • 10 Gün ayrımı getiren yasal düzenleme kaldırılmalıdır, eşit haklar sağlanmalıdır.
  • Ev işçileri İş Kanunu kapsamına alınmalıdır.
  • ILO 189 Sayılı Sözleşme derhal onaylanmalı ve uygulanmalıdır.
  • Denetimler yapılmalı, bu yaklaşım cezalandırıcı değil, bilgilendirici ve teşvik edici olmalıdır .
  • Sendikalaşma önündeki engeller kaldırılmalıdır.